2025 yılının sonuna yaklaşılırken, dünyaca ünlü dil kurumları yılın kelimelerini duyurdu. Türk Dil Kurumu (TDK), Oxford ve Cambridge Üniversiteleri; yıl boyunca toplumsal, kültürel ve dijital alanda öne çıkan eğilimleri tek bir kavramla özetlemeyi amaçlayan “yılın kelimesi” uygulamasının 2025 sonuçlarını açıkladı. Seçilen kelimeler, özellikle dijitalleşme, sosyal medya ve insan ilişkilerindeki dönüşüme dikkat çekiyor.
TDK 2025 Yılının Kelimesi: Dijital Vicdan
Türk Dil Kurumu, Ankara Üniversitesi İletişim Araştırmaları ve Uygulama Merkezi (İLAUM) iş birliğiyle yürütülen ve halkın katılımına açık olarak gerçekleştirilen değerlendirme sonucunda 2025 yılının kelimesini belirledi.
Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un açıklamasına göre, 2025 yılının kelimesi/kavramı “dijital vicdan” oldu.
TDK, bu kavramı; gerçek hayatta sorumluluk almaktan kaçınıp, sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar, yorumlar ya da beğenilerle vicdan rahatlatma davranışı olarak tanımlıyor. Dijital vicdan, özellikle çevrim içi aktivizm ve sosyal medya duyarlılığı tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
Oxford’un 2025 Kelimesi: Rage Bait (Öfke Yemi)
Oxford İngilizce Sözlüğü ise 2025 yılına damga vuran kelime olarak “rage bait” kavramını seçti. Türkçeye “öfke yemi” olarak çevrilen bu ifade; insanların öfke, tepki ya da tartışma duygularını tetiklemek amacıyla bilinçli şekilde hazırlanan kışkırtıcı ve provoke edici içerikleri tanımlıyor.
Oxford yetkilileri, rage bait kavramının özellikle sosyal medya platformlarında etkileşim artırma amacıyla sıkça kullanıldığına ve dijital kutuplaşmayı beslediğine dikkat çekiyor.
Cambridge 2025 Yılının Kelimesi: Parasocial
Cambridge Üniversitesi Yayınları tarafından açıklanan 2025 yılının kelimesi ise “parasocial” oldu. Türkçede parasosyal olarak kullanılan bu kavram; bir kişinin, ünlü bir isim, influencer ya da kurgusal bir karakterle tek taraflı bir yakınlık ve bağ hissetmesini ifade ediyor.
Cambridge, parasosyal ilişkilerin özellikle sosyal medya, podcast ve dijital yayıncılığın yükselişiyle birlikte daha görünür hale geldiğini ve modern ilişkiler anlayışını etkilediğini vurguluyor.






















